Ankara Lezzet Rehberi – Hazır Yemek & Malzeme

Home YEMEK KÜLTÜRÜ Bilinmeyen Lezzetler

Bilinmeyen Lezzetler

Mucize bitki soya

Son yıllarda sağlık açısından önemi daha iyi ortaya çıkan mucizevi bitki soya fasulyesi, Asya halkının beslenme alışkanlığında vazgeçilmez bir besin olarak yer alıyor. Yaklaşık 5 bin yıl önce Doğu Asya ovalarında keşfedilen soya, bugün sadece vejetaryen beslenme düzeninde değil, dünya mutfaklarında da önemli bir yere sahip. Büyüklük ve şekline göre uzun, yuvarlak, oval olan soya fasulyesi, hafif esmer ya da sarı renklidir. Mayıs ortasında ekilen soya eylül ya da ekim aylarında toplanır. Soya fasulyesini bu derece önemli kılan, zengin bir protein kaynağı olması, insan vücudunun ihtiyaç duyduğu amino asitler açısından mükemmel bir denge oluşturması. Soya proteini hem çocuklar hem de yetişkinler için önemli bir kaynak. Aynı zamanda inek sütüne karşı alerjisi olanlar için de vazgeçilmez bir protein kaynağı. Kolayca sindirilebilen, kolesterol içermeyen soya ürünleri bu özellikleri nedeniyle diyet yapanlara da öneriliyor. İçerdiği B1 vitamini oranının ete nazaran daha yüksek olması; kalsiyum, demir, çinko, fosfor, magnezyum içermesi gibi nedenlerle uzmanlar sağlıklı bir yaşam ve dengeli beslenme için soya ürünlerinin kullanılmasını öneriyor.

Sağlık için soya Düşük yağlı ve soya bazlı beslenen Japonlarda kalp hastalıklarının çok az görülmesi, kalp hastalıkları ve soya ilişkisini gündeme getirdi. Soya çeşitlerinin kan lipid seviyeleri üzerindeki etkisi de araştırıldığında soyanın kolesterol seviyesinin düşüşünde önemli bir rol oynadığı ortaya çıktı. Menopoz konusunda yapılan araştırmalar da, soyanın kemiklerin güçlenmesinde etkili olabileceğini gösteriyor. Erkekler açısından da umut veren gelişmeler oldu; soyanın yapısında bulunan 'genistein' adlı bileşenin, prostat tümör hücrelerinin büyümesini önlediği keşfedildi.

Soya ürünleri Soya fasulyesinden doğal olarak yararlanıldığı gibi soya filizi, soya sütü, soya eti, soya yağı, soya unu ve tofu olarak da tüketiliyor. Bunların dışında tempeh, miso, soya kepeği ve soya sosu dünya mutfaklarında kullanılan diğer soya ürünleri. Soya fasulyesinin kavrulup öğütülmesiyle elde edilen soya unu, yüksek nitelikli protein açısından zengin olmakla birlikte; mükemmel bir demir, kalsiyum ve B vitaminleri kaynağı. Nişastası az olduğundan mayalı ürünlerde toplam unun yüzde 20'si oranında un kullanılmalı. Pişirme ve kızartma sırasında hamurun su tutma özelliğini de artırdığından, elde edilen ürünler daha nemli oluyor. İçeriğindeki yağ, lif ve şeker; ortaya çıkan ürünün iç kısmına yumuşaklık veriyor. Yapısındaki çözünür protein, bol yağda kızartılan ürünlerin yağ çekme oranını azaltıyor. Keklerde soya unu kullanıldığında yumurta ve süt miktarını azaltmak gerekir. Soya unu muhallebi, pasta, kek ve erişte yapımında kullanılabilir.

Çin ve Japonya'da taze olarak tüketilen soya sütü yüzlerce yıldan beri uygulanan basit bir teknikle elde ediliyor. Islatılıp pişirilen soya fasulyelerinin öğütülüp bastırılarak sütünün çıkarılması yoluyla günlük olarak hazırlanıyor. Siz de aynı yöntemle soya sütü elde edebilirsiniz ve içecek olarak tüketebileceğiniz gibi milk shake, dondurma ve kremalı çorbalarda kullanabilirsiniz.

Ülkemizde de yaygın olarak kullanılan soya filizi genellikle çiğ olarak tüketiliyor. Soya filizi alırken fasulyesi kopmamış olanları seçin ve kısa sürede tüketin.

Son yıllarda özellikle vejetaryenlerin tercih ettiği soya eti, soya ya da tofudan elde edilir. Büyük aktarlarda bulabileceğiniz soya etini, kırmızı ve beyaz ete alternatif olarak tüketebilirsiniz. İdeal bir bitkisel yağ olan soya yağı, hafif tatlı ve kokusuz bir yağdır. Duman verme ısısı (230 derece) yüksek olduğundan yüksek ısılarda kızartma yapmak için uygundur. Soya loru olarak da bilinen 'tofu', nagari adlı bir maddenin soyayla karıştırılmasıyla elde edilir. Tofu, donmuş yağ açısından fakir olup kolesterol içermez. Genel olarak ne kadar yumuşaksa, yağ oranı da o denli düşüktür. Sodyum kısıtlaması olan diyetler için iyi bir alternatiftir. Vakumlu paketlerde aldığınız tofuyu yemeden önce bir müddet suda bekletin ve 1 hafta içinde tüketin. Diğer soya ürünlerinden tempeh, haşlanmış soya fasulyesi ile pirinç ya da darının karıştırılmasıyla hazırlanır. 24 saat bekletilen karışım aslında geleneksel bir Endonezya yemeğidir. Miso; soya fasulyesi, pirinç ya da arpa, tuz ve bir çeşit bakteri kültüründen oluşur. Miso çorbası Japonya'da özellikle kahvaltı ve öğle yemeklerinde içilir. Son yıllarda çok fazla tükettiğimiz soya sosu ise mayalanma işlemi sonucu elde edilir. Mayalanma 'köji' adı verilen bir bakteri ile başlar. Soya sosundan özellikle tavuk ve kırmızı et yemeklerinde yararlanacağınız gibi bazı sosların yapımında da kullanabilirsiniz. Patates yemekleri ve türlü gibi çeşitlere de farklı bir lezzet katar.

100 gr üründe ortalama protein miktarı (gr)

Patates 2

Süt 5

Pirinç 8

Ekmek 10

Unlu mamuller 12

Yumurta 12

Et 18

Balık 25

Peynir 25

Soya unu 50

 

Sağlık iksiri: Yulaf

Çinliler yulafın zindelik verici özelliklerini binlerce yıl önce keşfetmişler. Antik Romalılar onu enerji depolamak için sofralarından eksik etmemişler. Savaşçı Vikingler efsanevi fiziki güçlerini yulaf ezmesi ile hazırlanan 'porridge' adlı kahvaltılık yiyeceğe borçlu olduklarını sık sık dile getirmişler. 'Bitkisel protein' de denilen yulafta bol miktarda protein, lipid, lif, mineral tuzlar, vitaminler ve B grubu vitaminleri bulunuyor. Yulaf, pek çok derdin devası olan bir tahıl. Düzenli olarak tüketildiğinde vücudu tazeleyip adeta yeniden yapılandırıyor. Yüksek dozdaki enerji verici özellikleri nedeniyle sınavlara hazırlanan öğrencilere, bebek bekleyen anne adaylarına, sporculara, soğuk havalarda çok üşüyenlere, sık hastalanan küçük çocuklara, büyümekte olan çocuklara ve nekahat dönemindeki hastalara birebir geliyor. Yulaf, hücrelere enerji taşınmasında, dokulara kan aracılığı ile oksijen transferinde ve zarar gören yaşlı hücrelerin yenilenmesinde son derece etkili bir besin. Ayrıca zehirli kurşun, kadmiyum ve krom gibi ağır metallerle birleşip bu maddelerin vücuttan atılımını sağlıyor.

Moskova Devlet Üniversitesi bilim adamları, yulafın çok değerli bir kocakarı ilacı olmaktan öte gerçek bir sağlık iksiri olduğunu belirterek Rusların uzun yıllardan bu yana kurşun zehirlenmelerine karşı yulaf unu kullandıklarını ifade ettiler. Yulaf piyasada un, ezme, yulaf tanesi, yulaf ekstresi (özü), müsli ve kahvaltı gevreği olarak satılıyor. Un halindeki yulaf ile ekmek, tatlı ve tuzlu hamurişi çeşitleri hazırlayabilirsiniz. Ya da köftelere ilave edebilirsiniz. Kahvaltı gevreği şeklinde ılık süte ilave ederek yiyebilirsiniz. Ezme şeklindeki yulafla değişik muhallebiler hazırlayabilirsiniz. Yulaf unu ile güzellik kremleri hazırlayabilir, yulaf ekstresi ile sağlık banyoları yapabilirsiniz. Güne iyi başlamak için sütle karıştırılmış yulaflı müsli yiyin. Öğle öğününde besleyici, doyurucu aynı zamanda hafif yulaf köftesi (5 çorba kaşığı un, 5 çorba kaşığı yulaf unu, 1 yumurta ve tuzu karıştırıp kızgın yağa kaşık kaşık ilave ederek kızartın) yiyebilirsiniz. Akşamları rahat bir uyku çekmek ve kadifemsi bir cilde kavuşmak için banyo suyuna yulaf tanesi ilave edin. Yatmadan önce yulaflı çayla sağlık depolayın.

Yulafın kimlik kartı

* Yulaf oldukça kalorili bir tahıl. 100 gramında 390 kalori bulunuyor. Oysa aynı miktar pirincin kalorisi 354, makarnanın ki ise 346. Bol miktarda nişasta içerdiği için değerli bir karbonhidrat kaynağı.

* Yulaf, kasları tazeleyen 'lisina' denilen bir protein ve sinirlerin işlevini düzenleyen yüksek dozda B grubu vitaminleri içeriyor.

* 'İyi' yağlar açısından çok zengin. İçeriğindeki 'oleik asit' denilen yağlar, sinir hücrelerinin düzenli bir şekilde işlemesi için son derece yararlı.

* Yulaf mineral açısından da çok zengin: 100 gramında 53 mg kalsiyum, 405 mg fosfor, 4.5 mg demir ve 268 mg potasyum bulunuyor. Ayrıca değerli bir magnezyum deposu. Kolesterolünüz yüksek ise Yulafta bulunan yağ asitleri 'iyi yağlar' olup zindelik veriyor ve kolesterolün yükselmesini önlüyor. İçeriğindeki lifler sayesinde kandaki kolesterolü düşürüyor. Yulafta kolesterole çok benzeyen bitkisel moleküller, kötü kolesterol alımını en aza indirgiyor. Bu nedenle aşırı yağlı beslenme sözkonusu olduğunda yulafın içeriğindeki fitosterol maddesi kandaki aşırı yağlanmayı engelliyor. Yani yulaf bir tür yağ giderici. Eğer kolesterolünüz yüksekse yulafı sofranızdan eksik etmeyin.

Adet dönemi sıkıntılarını gidermek için Ani kişilik değişimi, aşırı sinirlilik, uykusuzluk, melankoli, aşırı tatlı yeme arzusu...Pek çok kadın adet döneminde hormonal dengesizlikten kaynaklanan bu sorunlardan yakınıyor. Çözüm için kahvaltı ve öğle öğünlerinde yulaflı yemekler yiyin. Yulaf, tiroid bezinin işlevine yardımcı olup, östrojen hormonunun üretimini dengeliyor. Yulafın zengin içeriğinde bulunan magnezyum minerali, alt karın bölgesindeki kas gerilimini en aza indirgeyerek sancıyı azaltıyor. Fosfor, adet öncesi ve sırasında sık karşılaşılan konsantrasyon güçsüzlüğünü ve unutkanlığı önlüyor. Adet sıkıntılarından şikayetçiyseniz adetten 1 hafta önce ve adet boyunca yulaf ağırlıklı beslenin. Günde iki porsiyon yemek ideal. Nekahat dönemindekiler için Nekahat dönemindeki hastalar için yulaf çok yararlı bir besin. Vücut bitkin olduğu zaman yulaf, her türlü fiziksel ve beyinsel yorgunluğu giderip zindelik veriyor. Çok enerjik bir besin olduğu halde son derece hafif ve hazmı kolay. Yulaf, vücuda doğru miktarda karbonhidrat, B grubu vitaminleri, demir, fosfor ve kalsiyum sağlayarak kas ve kemikleri güçlendiriyor. Dişleri koruyor ve sinir sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı oluyor. İltihaplı hastalıklara karşı Her türlü iltihaplı hastalıklara karşı yulaf iyi geliyor. İster sıcak süte ilave ederek için, isterseniz yulaf lapası (1 su bardağı yulaf ununu 2 su bardağı suda eritip koyu muhallebi kıvamına gelinceye kadar kısık ateşte pişirin. Ilınınca bölgeye uygulayıp üzerini ılık havlu ile kapatın) hazırlayıp hastalıklı bölgeye uygulayın. Larenjit ve boğaz ağrısı gibi solunum yolları enfeksiyonlarına, sigaranın yol açtığı boğaz rahatsızlıklarına ve bronşite iyi geliyor. Özellikle küçük çocukların bronşit hastalığında göğüse ve sırt bölgesine uygulanan sıcak yulaf lapası rahat nefes almayı sağlayıp, balgam söktürüyor ve öksürüğü kesiyor. Yulaf, rahatlatıcı etkisi nedeniyle midenin de dostu. Yulaf çayı hazırlamak için 1 tutam yulaf tanesini bir fincan kaynar suya ilave edip 20 dakika bekletin. Süzüp balla tatlandırıp için. Tiroid bezi rahatsızlıklarına karşı Guatr hastalığına yol açan tiroidin düzenli işlevi için yulaf ideal bir besin. Tiroid bezi yavaş çalıştığı zaman bitkinlik, soğuğa karşı dayanıksızlık ve çabuk üşüme gibi sorunların ortaya çıkmasına neden oluyor. Tiroid ile birlikte kan dolaşımı da yavaşlıyor. Halsizlik ve başdönmesi gibi sorunlar ortaya çıkıyor. Bu konuda şikâyetleriniz varsa kahvaltıda her gün düzenli olarak yulaflı yiyecekler tüketin. Ciltteki kızarıklık ve kaşıntılara karşı Yulaf, cildi yumuşatıcı ve rahatlatıcı etkisi sayesinde ciltteki kızarıklık ve kaşıntıları gideriyor. Yulaf tanesi ilave edilmiş sıcak banyo suyu, bebeklerdeki pişik sorunlarını ve ciltteki dermatit ile iltihaplanmaları gideriyor. Bunun için 1 çay bardağı yulaf tanesi veya yulaf ununu 1 küçük tencere sıcak suya ilave edip karıştırın. Kaynatıp süzün ve sorunlu bölgeye uygulayın. Yulaf, sabunun yol açtığı cilt tahrişlerine ve ani hava değişimlerine maruz kalan cildi de koruyor. Bunun için sorunlu bölgeye yulaf lapası uygulayın. Diyabet ve karaciğer yorgunluğuna karşı Sağlık sorunları olanların özel diyetler uygulamaları gerekiyor. Özellikle tiroid bozukluğu ve kanda aşırı yağ birikmesi nedeniyle ortaya çıkan karaciğer yorgunluğu sözkonusu olduğunda diyet, yulaf ağırlıklı olmalı. Yulaf, şeker diyetinde de mutlaka yer alması gereken bir tahıl. Çünkü sodyum ve şeker açısından fakir. Pektin ve emicelluloz (bu madde vücuda giren şekeri yakalayarak konsantrasyonunu azaltıyor) sayesinde kan şekerini düşürüyor. Soğuktan çatlayan eller için Dış etkenlere birebir maruz kalan cilt ve ellere kış aylarında ekstra bakım uygulamakta yarar var. Soğuktan çatlayan ve kızaran ellerinize yulaf lapası sürün.1çay bardağı yulaf ununu 2 çay bardağı suda eriyinceye kadar karıştırıp hafif muhallebi kıvamına gelinceye kadar kısık ateşte pişirin. Soğuyunca cildinize sürüp 3-4 dakika bekletin ve ılık suyla durulayın. Elleriniz yumuşacık olacaktır. El kremi kullanmıyorsanız kış aylarında bu uygulamayı 3 günde bir yapmayı ihmal etmeyin. Uykusuzluğa karşı Ninelerimiz, rahat uyumak için yastıklarının içini yulaf tanesi ile doldururlarmış. Bugün ise 2 su bardağı yulaf tanesi veya yulaf unu ilave edilmiş sıcak banyolar, rahat ve sağlıklı bir uyku sağlıyor. Banyosuyunadilerseniz eczane, doğal ürün satan mağaza ya da baharatçılardan satın alacağınız yulaf ekstresini de ilave edebilirsiniz. Epilasyondan sonra Epilasyon yaptıktan sonra cildinize yulaf içeren bir krem (veya yulaf lapası) sürün. Yulafın içeriğinde bulunan nişastanın nemlendirici etkisi cilde kadifemsi bir yumuşaklık sağlayacaktır. Yulaf, tüylerin daha geç ve güçsüz çıkmasını sağlıyor. Çabuk yağlanan saçlara Yulaf saçlara parlaklık verip güçlendiriyor. Eğer saçlarınız yağlı ise günde iki öğün yulaflı yiyecekler yiyin. Örneğin; kahvaltıda yulaflı müsli, ikindi de yulaflı muhallebi veya kurabiye yiyin. Saçlarınız için15 günlük yulaf kürü uygulayın. Yemek aralarında yulaflı çay için. İştahsız ve sık hastalanan çocuklar için Küçük yaramazlar günboyu aşırı enerji harcarlar ama genelde abur cubur ile karınlarını doyururlar. Anneler, özellikle okula giden çocuklarının nasıl beslendiklerini kontrol etmekte zorlanırlar. Besin değerleri çok yüksek olan yulaf, özellikle büyümekte olan enerjik yapılı ve sık hastalanan çocuklar için son derece önemli bir besin. Yulaf, büyüme hormonu olarak bilinen, 'auxina' hormonunun üretimine katkıda bulunuyor. Yulaf, içeriğindeki zengin aminoasitler (protein sentezi için çok gerekli olan maddeler) bitkisel proteinler ve nişasta sayesinde vücuda uzun süreli bir enerji sağlıyor ve vücudun tüm işlevlerinin mükemmel bir şekilde düzenlenmesine yardımcı oluyor. İçeriğindeki kalsiyum ve fosfor ile çocuklardaki kemik oluşumunu hızlandırarak kemik ve dişleri güçlendiriyor. Fosfor ayrıca yağ ve protein metabolizması için de gerekli.

Sağlık ve lezzet kaynağı: Enginar

Anayurdu Akdeniz ülkeleri olan enginar, toprağı zengin, iklimi yumuşak ve nemli olan pek çok ülkede yetiştirilir. Yaklaşık 1 m. uzunluğundaki bitkinin toprak üstü bölümü her yıl çiçeklenme döneminden sonra ölür. Ertesi yıl yeni yaprak ve çiçekler verir. Rozetler oluşturan yaprakları derin loplu ve bol tüylü, çiçekleri mor renklidir. Ekiminden sonraki dört-sekiz yıl içinde rozet demeti giderek kalabalıklaşır, buna bağlı olarak çiçek başlarının büyüklüğü ve kalitesi düşer. Bitki bu yaşa geldiğinde kök parçalarından alınan sürgünlerden yeni bitkiler üretilir. Yağlı bitkiler hariç hiçbir sebze veya meyva, mineral bolluğu bakımından enginarla yarış edemez. Bol miktarda potasyum, kalsiyum ve manganezden başka A, B1 ve C vitaminleri içeren enginarın en büyük özelliği karaciğeri temizlemesi ve safranın kolay akışını sağlamasıdır. Romatizmalılara salık verilen enginar, unlu yiyeceklerin sindirimini kolaylaştırdığı gibi idrar söktürücü özelliğe da sahiptir. Diyet yapanlar için gözardı edilemeyecek olan enginarın 100 gramı sadece 53 kalori içerir. Mutlaka saklayın! Enginar suyunu kesinlikle atmayın. İçinde değerli minerallerin bulunduğu bu suyu çorba yapımında kullanabilirsiniz. Sağlık için enginar 16. yüzyılda yaşayan ve o çağın en ünlü hekimlerinden olan Castro yüksek ateşte haşlanmış enginarın suyunu birçok hastalığın tedavisinde kullanırdı. Bir Akdeniz ülkesi olan ülkemizde de bol miktarda yetişen enginarın yerli çeşitleri arasında şıra, Bayrampaşa, Darıca, sakız enginarlarını sayabiliriz. Karaciğerin en büyük dostu olarak bilinen enginarı mevsiminde bolca tüketmekte fayda vardır. Mevsiminde en az 60 adet yenen enginarın vücudu tüm hastalıklardan koruduğuna inanılır. Enginar pişirirken dikkat etmeniz gereken noktalar: Enginarları saklarken kararmalarını önlemek için limon suyu ilave edilmiş su dolu bir kapta bekletin. Pişirme sırasında enginarın içine katacağınız bir dilim limon, kararmayı önler. Eğer enginarı kendiniz soyacaksanız sapını pişirmeden az önce kesin. Çünkü sapları kesilen enginarlar uzun süre tazeliğini ve beyazlığını koruyamaz. Enginar saplarını bıçakla keserseniz dibindeki lifleri temizleyemezsiniz. Bu yüzden sapını bıçakla kesmek yerine kırın. Daha sonra bir bıçak yardımı ile lifleri temizleyin. Enginarın pişip pişmediğini anlamak için, bir çatal ya da bıçağın sivri ucunu tam ortasına bastırın, eğer bıçak kolayca batıyorsa enginar pişmiş demektir.

ENGİNARLI LEZZETLER

ENGİNAR ÇORBASI

Hazırlama süresi 40 dakika 4 kişilik Malzemeler: 4 adet enginar (dondurulmuş) 200 gram patates 2 yemek kaşığı limon suyu 1 diş sarmısak 1 adet soğan 50 gram tereyağı 400 ml. sebzesuyu 300 ml. krema 4 tatlı kaşığı creme fraiche maydanoz tuz beyaz biber Hazırlanışı: Patatesi haşlayıp kabuğunu soyun. Enginarın çözülmesini beklemeden limonlu kaynar tuzlu suda ağzı kapalı olarak 30 dakika pişirin. Bu arada patatesleri ve sarmısağı doğrayın. Soğanı soyup ince ince kıyın. Pişen enginarları sudan çıkarıp 1/2 cm. büyüklüğünde küblere doğrayın. 4 yemek kaşığı kadarını ayırın. Tereyağını büyük bir tencerede eritin. Soğan ve sarmısağı pembeleşinceye kadar kavurun. Patatesle enginarı ilave edin. Sebze suyunu, 400 ml. enginarların haşlama suyunu ve 250 ml. kremayı ekleyin. Çorbayı orta ateşte 10 dakika pişirin. El blendırı ile püre haline getirip ince bir süzgeçten geçirin. Tekrar bir taşım kaynatın, tuzlayıp biberleyin. Doğrayıp bir kenara ayırdığınız enginarları önceden ısıtılmış çukur tabaklara paylaştırın, üzerine sıcak çorbayı dökün. Her tabağı bir yemek kaşığı krema ve maydanoz ile süsleyip servis yapın.

ENGİNARLI SALATA

Hazırlama süresi 1 saat 4 kişilik Malzemeler: 3 diş sarmısak 1 yemek kaşığı ince kıyılmış biberiye 18 yemek kaşığı zeytinyağı 100 gram yeşil salata 1 kutu enginar kalbi konserve 3 dilim tost ekmeği 50 gram ayçiçeği çekirdeği içi 100 gram körpe ıspanak yaprağı 3-4 sap fesleğen 3 adet yeşil limon tuz karabiber tozşeker Hazırlanışı: 1 adet yeşil limonun kabuğunu ince ince rendeleyin ve hepsinin suyunu sıkın. 6 yemek kaşığı limon suyunu, limon kabuğu rendesi, tuz, karabiber, 1 tutam toz şeker, 1 diş ezilmiş sarmısak, biberiye, 100 ml. su ve 12 yemek kaşığı zeytinyağı ile karıştırın. Enginarları ince ince dilimleyin ve hazırladığınız sosa katıp karıştırın. 30 dakika sosu çekmesi için bekletin. Ekmeklerin kabuklarını çıkartıp küb şeklinde doğrayın. Tavaya 5 yemek kaşığı zeytinyağı koyup kızdırın. Ekmekleri yağda kızartın. Kalan sarmısakları sıkıp ekmeklere katın. Ayçiçeği çekirdeklerini kalan yağda pembeleştirin. Yeşil salatayı ayıklayıp yıkayın. Yapraklarını koparıp körpelerini 3 cm. genişliğinde parçalara kesin. Ispanağı ayıklayıp yıkayın, fesleğen yapraklarını saplarından ayırın. Ispanak ve fesleğen yapraklarını ufalayın. Salata, ıspanak ve yeşillikleri karıştırın. Enginarları biraz sos ile birlikte bir servis tabağına alın. Yeşillikli karışımı sos ile karıştırıp, enginarların üzerine koyun. Son olarak salatanın üzerine kıtır ekmek ve ayçiçeği çekirdeklerini serpin.

Aside nedir?

Malzemeler:
2-3 kurutulmuş arnavutbiberi

3 soğan

30 gr tereyağı

2 su bardağı et suyu

5 çorba kaşığı un

Tuz

Hazırlanışı:
* Kurutulmuş bamyaları iplerinden çıkarın. Bir bez içinde ovarak dikenlerini temizleyin. Kaynar suda 5 dakika haşlayın. Ocağı kapatıp bamyaları tencerede bırakın.

* Biberlerin tohumlarını temizleyip kıyın. Soğanların kabuğunu soyup küp küp doğrayın. Tereyağını tencerede eritip soğanları pembeleştirin. Et suyunu ilave edin.

* Bamyaları süzüp tencereye ekleyin. Biberleri ilave edip tuz serpin. Kısık ateşte yarım saat pişirip ocaktan alın.

* Bir su bardağı suya tuz ekleyip kaynatın. Unu azar azar ilave edip sürekli karıştırarak koyu bir bulamaç haline gelinceye kadar pişirin. Sosu tabaklara paylaştırın. Üzerine acılı bamyayı paylaştırıp servis yapın.

Anuşabur nedir?

Malzeme (15-20 kişilik)
500 gr aşurelik buğday
250 gr. kuru üzüm
250 gr. kuru kayısı
Yarım paket patates nişastası
1 kepçe gülsuyu
1 kilo toz şeker
1 çimdik tuz
Üzerini süslemek için:
Tarçın, ceviz içi, nar taneleri
1 paket çam fıstığı

Yapılışı

'Yarım kilo aşurelik ak başak buğdayı ayıklar, birkaç kez soğuk suyla yıkar, bol suda üç dört saat beklettikten sonra yavaş yavaş, büyük bir tencerede bol su ile pişirmeye başlarız. Buğdaylar pişedursun, biz bu arada 250'şer gram kuru üzüm ve kuru kayısıyı ayıklar, iyice yıkarız. Kayısılar iriyse ikiye veya dörde böler, üzümlerle birlikte sıcak suda iyice yumuşamaları için bekletiriz.

Kısık ateşte, tencerenin kapağı azıcık aralık olarak pişen buğdayların iki üç saat sonra suyu özlenmeye başlamış olur. Ateşten indirir, tencerenin kapağını kapatır, üzerini de kalınca bir bezle örteriz ki, gelinimiz üşümesin. Böylece aşurelik buğdayımız gelin olur. Bu gelinlik en az üç dört saat, isterseniz, isterseniz geceden sabaha dek sürebilir.

Gelin ettiğimiz buğday, artık 'Anuşabur' olmaya hazırdır. Tekrar tencereye ateşe oturtur, ıslattığımız kuru üzüm ve kayısıları da buğdaya katarız. Çorba kıvamına gelene kadar kaynar suyla sulandırır, ara sıra karıştırarak, pişirmeye başlarız. Kuru üzümler şişip mini minnacık baloncuklar haline geldiğinde, yarım paket patates nişastasını, bir su bardağı soğuk suyla sulandırır, Anuşabur'a katar, sürekli karıştırarak bir iki taşım daha kaynatırız. Artık Anuşabur'umuz pişmiştir; sıra şekerine gelir. 1 Kilo toz şeker ve bir çimdik tuz ilave eder, bir iki dakika daha karıştırarak kaynatırız. Kaynama, ısısını kaybettikten sonra, bir kepçe dolusu gülsuyunu Anuşabur'a katıp iyice karıştırır, uygun gördüğümüz kaplara doldururuz. Soğuduktan sonra üzerlerini nar taneleri, çam fıstığı, ceviz içi parçacıkları ve tarçınla süsleyip, yolumuzu gözleyen komşularımıza bereket götürürüz.' (Takuhi Tovmasyan'ın 'Sofranız Şen Olsun' kitabından)

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 / 6

KATEGORİLER


FİRMA ARA

Arama :
 



Semt
Kategori Seç