Yüzölçümü: 4.817 km' Nüfus: 756.168 (2000) il Trafik No: 54
Sakarya, Marmara bölgesinde önemli bir turizm merkezidir. Karadeniz sahili boyunca uzanan geniş.plajları başta olmak üzere gölleri, zengin orman ve yaylaları, vadi ve kanyonları, sıcak su ve içme suyu kaynakları Sakarya'nın sahip olduğu doğal değerleridir. Sakarya ilinin bulunduğu bölge çok işlek bir göç yolu üzerindedir.
Sakarya ili doğuda Bolu, güneyde Bilecik, güneybatıda Bursa, batıda Kocaeli illeri, kuzeyde de Karadeniz ile çevrilidir.
Yüzey şekilleri bakımından doğu-batı doğrultusunda uzanan birbirinden çok farklı üç kesimden oluşur. Güney de Sakarya'nın izlediği dar ve derin Geyve Boğazı'nın iki yanında Samanlı Dağları'nın doğu uzantısıolan ve 1000 m'yi aşan engebeler yer alır. Vadilerle derin bir şekilde yarılmış bu kesimde, tarım bakımından önemli başlıca düzlük, Sakarya Nehri'nin suladığı Pamukova'dır.
İLCELER: Adapazarı Imerkezl. Akyazı, Ferizli, Geyve, Hendek, Karapürçek, Karasu, Kaynarca, Kocaali, Pamukova, Sapanca, Söğütlü, Taraklı'dır.
EZME FASULYE
MALZEMELER
2 su bardağı barbunya fasulye 6 su bardağı sıcak su 1 orta boy kuru soğan 2 yemek kaşığı sıvıyağ 3 yemek kaşığı tereyağı 1 tatlı kaşığı domates salçası 1 tatlı kaşığı biber salçası Yeteri kadar tuz 4 diş sarımsak 1 adet kırmızı acı biber 1 yemek kaşığı kişniş 1/2 tatlı kaşığı karabiber 1/2 tatlı kaşığı kırmızı toz biber
YAPILIŞI: Kuru barbunya fasulyesini yıkayıp, bir gece suda bekletin, haşlayın ve süzün ince kıydığınız soğanı sıvıyağda kavurun içine biber ve domates salça sı koyun Bu karışımı fasulyenin içine koyun Bu karışıma tuz, dövülmüş sarımsak ve 6 su bardağı sıICAK SU İLAVE EDİN Az gelirse bir miktar daha sıcak su ilave edebilirsiniz Fasulyeleri kaynarken tahta kaşıkla ezerek püre haline getirin İçine bir adet acı biber atın Ateşten indirileceğine yakın çekilmiş kişniş ve karabirberi atın Üzerine toz biber ilave edilmiş kızgın yağ gezdirin Ezme fasulyeniz servise hazırdır
Bölge, sürekli yağış aldığı için, çok zengin bir bitki örtüsüne sahip Bu nedenle de, aklınıza gelebilecek her tür ottan ve yapraktan yemek yapıyor Karadenizliler.
Karadenizde, coğrafi özelliği nedeniyle tahıl tarımı için gereken geniş düzlükler olmadığından ve yine aynı sebepten, fazla hayvancılık da yapılamadığından, bahçe sebzeciliği ve balıkçılık çok gelişmiş durumda. Doğanın bu bölgeye bahşettiği inanılmaz zenginlik, yağmurun miktarı ve de dolayısıyla yeşilin bolluğu şeklinde karşımıza çıktığı için, envai çeşitte, pişirilip tadına bakılacak bitki, hemen herkesin evinin bahçesinde ve hatta yol kenarlarında, bol miktarda bulunmakta Kısacası, Karadeniz sofralarında, dört mevsim süren bir yeşillik cümbüşü var!..
Karadenizde çokça yenilen bir sürü ota ilaveten, o yöreden çıkmış olmakla birlikte, hemen tüm büyük kentlerde de artık bulunabilen bazı yiyecekler var. İlk akla gelenleri şöyle sıralayabiliriz; melevcan (diken ucu), hoşuran, mendek, baldıran, taflan, sakarca ve tirmit İkinci grubun ünlüleri ise, kara lahana (yerel dilde pancar), pazı (yerel dilde pezik), ısırgan, mısır (yerel dilde darı), kiraz, fındık ve çay Bunlar da, Karadenizli olsun olmasın, artık Türkiyede yaşayan herkesin severek tükettiği yiyecek maddeleri
Her bakımdan keyifli olan Karadeniz yaşantısına uymayı gerçekten istiyorsanız, çok da özel bir çaba sarf etmenize gerek yok! Kahvaltı dahil her öğünde balık yiyebilirseniz; hamsiyi diğer balıklardan ayrı tutup sanki farklı bir şeyden söz ediyormuşçasına, hamsi, ekmek, fasulye ve balık gibi bir ifade kullanabilirseniz; yoğurt ve ayran tüketmeden yaşamamayı öğrenebilirseniz; yeşil fasulyeden turşu kurup bir de üstüne, bu turşuyu soğanla kavurarak yerseniz; un kullanmak gereken her yerde mısır ununu tercih ederseniz; bildiğiniz kirazı tuzlayıp salamura yaparak, kışın et gibi kavurmasını pişirirseniz, en azından mutfağınızda bir Karadenizli gibi davranmış olursunuz
Öğr.Gör.Dilistan Çilingiroğlu Shipman BSc,MBA
Yeditepe Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları
Bazen haşin dalgaların oynaştığı deniziyle, yemyeşil dağlarıyla, tüm heyecanların ortaya döküldüğü Horonuyla, inanılmaz lezzetli tatlarıyla hakikaten bir başkadır Karadeniz.
Bildiğiniz gibi Türkiye ekonomisinde önemli bir rolü olan Karadeniz Bölgesi coğrafi olarak üçe ayrılıyor. Dolayısıyla yemek konusunda da bu farklılıkları izlemek mümkün. Ancak genel olarak bakıldığında pratik ve basit bir mutfağa sahip olan Karadeniz Bölgesi denince herkesin aklına önce fındık, çay ve hamsi geliyor. Hamsi öylesine önemli bir balıktır ki, hamsi ile ilgili özdeyişler ve hikayeler bir Karadenizlinin olmazsa olmazıdır.
Karadenizlilerin çocukluğunun en güzel lezzet anılarını hamsili pilav ve kaygana süsler.
Birkaç yüzyıl önce bu bölgeye getirilip iklime adapte ettirilmiş olan mısırın da Karadeniz Mutfağında önemli bir yeri vardır. Babamın kendinden geçerek yediği mısır ekmeği ve süzme yoğurt, sanırım mutlaka tadılması gereken bir zevktir. İtalyada Polenta adı verilen Mısır unu Karadeniz Bölgesinde sıklıkla kullanılmaktadır. En çok bilineni, Rizede Mıhlama,Trabzon ve çevresinde Kuymak diye adlandırılan mısır unlu yemektir.
Diğer bir önemli Karadeniz özelliği ise Kara Lahanadır. Öylesine önemlidir ki bir fıkraya göre kara lahanasını alıp Amerikaya göç eden Karadenizliler aralarında anlaşmazlık çıkınca ikiye ayrılıp North Karalayhana ve South Karalayhana diye ikiye ayrılmışlardır. Kara lahanadan yapılan çorba ve dolma (Lahana Vurması) önemli yemek alışkanlıklarıdır Karadenizlilerin. Öyle ki, bu hikaye değil gerçek, ben Almanyada okurken apartman bahçelerinde ya da balkonlarında kara lahana ekmeğe kalktıkları için evlerinden çıkmayı göze alan Türk işçilerine şahit oldum.
Bölgeler arası isim farklılıkları gösterse de temelinde biraz değişikliklerle yemek alışkanlıkları ve teknikleri aynıdır. Karadeniz yemekleri diğer bölgelere ilk yayılmaları sırasında daha ziyade Trabzon Pidesi ile ünlenmiştir. Peyniri ve tereyağı özel olan bu pide günümüzde de aktüelliğini korumaktadır. Temeli aynı olmasına rağmen, açık ya da kapalı oluşu, içindekiler ve boyları itibariyle oluşan farkları Karadeniz pidesinin şehirlerin adıyla anılmasına neden olmuştur. (Trabzon, Bayburt, Artvin, Bafra gibi)
Tatlılar konusunda tüm bölgelerde kadayıfın önemli bir yer tuttuğunu görüyoruz. Artvin bölgesinde yaygın olan papara (ekmeka)ın Giritli olan anneannemin de çok iyi bildiği bir tatlıydı.
Börek denince bizim aklımıza sadece su böreği gelir başka börek bilmeyiz der Karadenizliler. Hakikaten ince açılmış hamurların kaynayan suda haşlanması zor olsa da tadı bir başkadır incecik açılmış, mis gibi tereyağı kokan su böreğinin...
Kahvaltı alışkanlıkları da çok çeşitli değildir Karadenizde. Kimileri mısır ekmeğini yoğurtla tercih ederken, kimileri mısır ekmeğini kaymakla yiyip misler gibi kokan bir çayla tamamlamayı tercih eder. Bugün 81 yaşında olan babama kalırsa anacığının hazırladığı kavurma ile mısır ekmeği kahvaltı denince hatırladığı en önemli unsur. Bunun yanı sıra tereyağı ile sote edilmiş yumurtalı ekmeği de unutmamak lazım. (Öğmeç)
Hamsi Buğulama
İçindekiler:
-1.2 kg. Hamsi
-3 büyük/300gr soğan
-1 büyük/100gr limon
-3 orta boy/400gr. domates
-3-4 defne yaprağı
-yarım demet/30gr. maydanoz
-3 yemek kaşığı/30gr. zeytinyağı
-1 bardak /200gr su
Hazırlanışı:
Balığın kılçıklarını temizleyip, yıkayın ve tuzlayın. Balıkları tepsiye muntazam bir şekilde sıralayarak yerleştirin ve yuvarlak yuvarlak kesilmiş limon ve soğanları balığın üzerine yerleştirin. Doğranmış domatesleri ve defne yapraklarını da ekleyip, tümünün üzerine zeytinyağı ve suyu ekleyin. Tepsinin üzerini yağlı kağıtla kaplayın ve düşük ısıda aşağı yukarı 20 dk. pişirin.
Not: Yukarıda anlattıklarımın aynısını domates, zeytinyağı ve su hariç uygulayıp, balığın üzerine yağlı kağıt kaplamadan orta ısıda fırına sürerseniz ,Hamsi Çıtlama denilen hamsi yemeğini elde edersiniz. Niye Hamsi Çıtlama çünkü pişerken çıt, çıt diye ses çıkarır da ondan.
Hamsili Pilav
İçindekiler:
-2kg.hamsi
-2.5 bardak pirinç
-1 büyük soğan
-2 çay kaşığı dolmalık fıstık
-2 çay kaşığı kuş üzümü
-2.5 yemek kaşığı tereyağı
-1.5 çay kaşığı kuru nane
-1.5 çay kaşığı tuz
-1 çay kaşığı şeker
Hazırlanışı:
Pirinci yıkayıp, süzün.Hamsiyi temizleyip (kılçığını çıkarın), kafa ve kuyruğunu kesin. Balıkların yarısını 30-35 cm. çaplı bir tepsiye etli kısmı dışarıya dönük şekilde yuvarlak bir şekilde dizin. Orta hararette fırında 25-30 dk.pişirin. Bu arada bir tencerede yağı eritin ve erimiş yağda soğan, dolmalık fıstık ve tuzu döndürün. Pirinci ekleyerek 5-6 dk. yağda kavurun. Kuş üzümlerini, şekeri, naneyi ve ılık suyu ekleyin. İyice karıştırın. Su kaynayınca ateşi kısın ve 8-10dk. daha pişirin. Pirinç suyunu çekince, pilavı fırınlanmış balıkların üzerine yayın ve balıkların diğer yarısını sırtları dışarı dönük şekilde yerleştirin ve orta ısıdaki fırında yarım saat daha pişirin. Sıcak servis yapın. Afiyet olsun.
MIHLAMA-KUYMAK
İçindekiler:
-1 ölçü mısır unu
- Çökelek (yada uzamaya uygun peynir)
- Tuz
- Yarım ölçek yağ
Hazırlanışı:
Biraz su ilavesiyle mısır unu muhallebi kıvamında pişirilir.Küçük parçalar halinde doğranmış peynir,eritilmiş yağda kızartılarak bulamaça ilave edilir ve sürekli karıştırılarak sakız kıvamına gelince servis edilir.
Özellikle zeytinyağı İzmir mutfağının baş tacıdır. Sabah kahvaltılarının vazgeçilmezidir zeytinyağı aynı zamanda. Zeytinyağının yanında çeşit çeşit yabani otları ve dünyanın yedi harikasından biri sayılan bağları unutmamak gerek Ve tabii balık
İzmir mutfağı, Ayvalık gibi Ege mutfağının tipik özelliklerini taşır. İzmir denince akla ilk gelen Kumru sandviç, buzlu badem ve Kordonboyudur. İzmir mutfağına özelliğini veren yabani ot yemekleri, Egenin ot cenneti Tire yöresinde yoğunlaşır. Ot kavurması, Sarmaşık ve Kuşkonmaz Kavurması diğer ot yemeklerinin yanında göze çarpanlardan. Bir de ısırgan otundan yapılan Okma var.
İzmir ve yöresinin yemekleri de çeşit açısından son derece zengindir. Başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz.
Tarhana Çorbası: Yaz mevsiminin sonuna doğru un, yoğurt, bol domates, kırmızı biber, İzmire özgü yabani otlar önce kazanlarda pişirilir, daha sonra ekşimeye bırakılır, kurutulur, el ile ovularak, un haline getirilen tarhanalar, iyice kurutulup, kışa saklanır.Soğuk kış günlerinde et suyu ile pişirilip, kızarmış ekmekle sıcak sıcak servis yapılır.Tarhana çok lezzetli, besin değeri yüksek yöresel bir çorbadır.
Keşkek: Özellikle düğün ve bayram yemeği olarak bilinir. Taş dibeklerde döğülerek kabuğu çıkarılmış yumuşak buğdayın, koyun etiyle büyük kazanlarda ve bol odun ateşinde iyice pişirilmesiyle oluşan keşkek, düğünlerde misafirlere ikram edilir.Kalaylı bakır sahanlarda ikram edilen keşkeğin üstüne salçalı ve kırmızı biberli tereyağı dökmekte adettir.
Zerde: Keşkek gibi özel günlerin yemeğidir. Tatlı olarak sofraya en son getirilir. Nişasta, pirinç ve şekerden yapılıp, üzerine tarçın ilave edilir.
Sura: Özellikle Kurban Bayramından sonra yapılan bir yemektir. Kurban etinin kaburga kemiklerinin bulunduğu bölüm kesilerek, büyük et parçası çıkarılır.Kaburga kemikleriyle et kısmının arası tuz ve baharatla oğulduktan sonra, iç pilavla doldurulur. Doldurulan kısmın etrafı pişerken pirinçler dağılıp dökülmesin diye yorgan iğnesiyle dikilir. Kuzu tenceresi denilen büyük bakır tencerede pişirilir. Daha sonra bir tepsiye alınarak, üzeri salçalı tereyağ ile yağlandıktan sonra, fırına sürülür. Pembeleşinceye kadar kızartılır.Sıcak olarak servis yapılır.
İzmir Köftesi: Et iyice döğüldükten sonra soğan suyu, tuz , karabiber ve diğer baharatlar, ekmek içi ve yumurta ile yoğrulur.Köfte şekil verilerek, yağda kızartılır. Üzerine domates konularak pişirilir. Sıcak servis yapılır.
Papaz Yahnisi: Dana eti doğranarak toprak bir tencereye konur. İçine soğan, sekiz-on tane bütün sarmısak, tuz, biber, kimyon ve sirke ilave edilir. Hiç su konulmadan tencerenin kapağı buhar çıkmayacak şekilde sıkıca kapatılarak, pişirilir.
Mücmeri: Kıyma ve soğan yoğrulur.Haşlanmış pirinç ile karıştırılıp, ovulur. Macun haline gelince yumurta, maydonoz ve tuz ilave edilir. Üstü örtülüp bir süre dinlendirildikten sonra, yağda kızartılır.
Pirinçli Domates Dolması: Domates rendelenir, tereyağında biraz pişirilir. Birkaç domatese bir çorba kaşığı tereyağ yeterlidir. Et suyunu koyup, kaynattıktan sonra, içine biraz tuz atıp, pirinç salınır. Fındık büyüklüğündeki köfteler, tepsiye serpilen una bulanır, daha sonra kaynayan pirinç suyunun içine salınır ve pişirilir.
Kol Böreği: Alt üst böreği hamuru ile olur. İstenildiği kadar beze tutulur. Açılır ikiye katlanır, peynirli veya kıymalı iç konur. İzmirde genellikle ıspanaklı yapılır. Ispanak kavrulursa ağır olur. Temiz yıkanıp, doğranan ıspanaklara ince doğranan bir soğan, tuz, karabiber karıştırılıp, böreğin içine katılır, rulo şeklinde sarılır. Sonra tepsiye sıralanıp, kesilir. Üzerine bol zeytinyağı sürülüp, fırına verilir. Pişince üzerine tepsi kapatılır.
Gerdan Tatlısı: Kurban Bayramlarında özellikle kurban etinden yapılan baharatlı bir et tatlısıdır. Kurbanın boyun kısmı önce çok az bir tuzla haşlanır. Sonra pişmiş et lifleri didiklenerek, kemiklerden ayrılır. Üzerine et suyu, şeker, tarçın, karanfil gibi baharatlar atılarak, ağdalı bir hal alıncaya kadar pişirilir. Pişmeden biraz önce içine kayısı ve kara erik kurusu ile kavrulmuş badem veya çam fıstığı ilave edilir, yemek üzerine sıcak olarak yenir.
Radikal Salatası: Yabani bir ot olan radika, İzmir ve çevresinde şifalı bir yiyecek olarak kabul edilmektedir. Pek çok çeşitleri olan bu ot cinsinin, temizce yıkanmış, bol su ile haşlanmış, üzerine bol limon ve zeytinyağı ilave edilmiş salatası servis yapılır.
Zeytinyağlı Taze Fasulye: İnce doğranmış bir adet kuru soğan yarım su bardağı kadar zeytinyağında biraz öldürülür, üzerine ayıklanmış doğranmış taze fasulyeler ilave edilir, biraz kavrulur, üzerine bolca rendelenmiş domates, tuz, biraz şeker ilave edilir. Daha sonra yeteri kadar sıcak su ilave edilip, kısık ateşte pişirilir. Tencerede soğutulup, servis yapılır.
Telkadayıf: Türkiyenin hemen her yöresinde çok lezzetli yapılan besin değeri çok yüksek olan telkadayıf İzmirde de çok sevilen tatlıların başında gelir. Eritilmiş margarin ve tereyağı karışımı telkadayıflara iyice yedirilir. Yağlanmış tepsiye serilir, üzerine bolca dövülmüş ceviz dökülür, tekrar yağlanmış kadayıf serpilip, bastırılır. Orta hararetli fırında pembe renkli pişirilir.Biraz ılıyınca üzerine soğuk şurup dökülür.Arzu edilirse, üzerine bir parça kaymak koyup, servis yapılır.
Kaymaklı Dondurma: Yazları çok sıcak olan İzmirde güneş körfezde batarken, dondurma yemek bir alışkanlıktır. İzmirin kaymaklı dondurması nefis lezzetiyle hem serinlik hem de sıcak nedeniyle gün boyunca vücudun harcadığı enerjiyi geri verir. Süt, şeker, ve salep bir tencerede pişirilip, kavrularak, soğutulur. Buzdolabının buzluğunda ve ara sıra karıştırarak, iyice donması sağlanır, fıstıklarla süslenerek, servis yapılır.
Kağıt kebabı, oruk, dövme (aşşur), semirsek, tepsi kebabı, humus, zahter salatası, künefe, peynirli irmik helvası, kabak tatlısı, cevizli biber, küflü çökelek salatası, turplu tarator, humus, patlıcanlı yoğurtlama, sarmaiçi, yumurta öccesi Hatay adıyla özdeşleşmiş yemeklerden bazıları. Bu güzel yemeklerin bir kısmı Hataydan tüm Türkiyeye yayılırken, bazılarını denemek için dahi Hataya gitmek şart. Ancak belirtmekte yarar var, künefe, kağıt kebabı, humus, kabak tatlısı gibi tüm ülkeye mal olmuş tatlı ve yemeklerin lezzeti de Hatayda bambaşka. Harbiye beldesi, su kıyısındaki doğayla iç içe, geniş kapasiteli restoranlarıyla, bu lezzetleri denemek için en uygun yerlerden biri.
Küçük bir uyarı: Rejim dönemlerinde Hatayda bulunmamak, yararlı olacaktır. Hatayın renkliliği, adeta sokaklara taşıyor. Çok dinli ve çok mezhepli bir nüfus yapısı var Hatayın. Ayrıca, yılın her döneminde çok farklı ülkelerden ziyaretçilerin akınına uğruyor. Asi Nehrinin ve diğer akarsuların beslediği bereketli topraklar, Antakya ve çevresini yeşilden yeşile boyuyor. El sanatları açısından da geleneksel bir dokuya sahip Hatay. Sadece bakırcıları izlemek dahi insanın ruhunu dinlendiriyor. Son bir tavsiye; defne sabunu, doğal ipek, biber salçası, nar ekşisi Hatayın çarşılarında karşınıza çıkacak. İpek işlerinden gözünüzü alamayacaksınız.